ADEM's profilelaborantPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    14/07/2008

    DEPRESYONDAKİLERE

    Bir arkadaşımla telefonda görüştüm biraz önce.Beyoğlu'nda balık yemiş,içmiş,eve dönüyormuş.Son günlerde biraz sıkıntılı,tam olarak anlatmıyor ama galiba depresyona girmiş...

    Bu depresyon nasıl bir yerdir,girince çıkılır mı,sevmezsen bir daha gitmez misin,servisi kaliteli midir,hesabı yüklü mü gelir? O konuşurken birden aklımdan tuhaf tuhaf düşünceler geçti.Arkadaşıma ''eee,ne yapacaksın şimdi,çıktın mı lokantadan?'' diye sorunca ''Evet,lokantadan çıktım,şimdi eve gidiyorum'' dedi,''Peki'' dedim '' Depresyondan çıktın mı?'' , ''Evet evet,eve gidiyorum'' dedi. )

    Keşke dedim,keşke bu kadar sade olsaydı hayat,bu kadar yalın,basit ve net.Depresyondan çıksaydık ve eve gitseydik...

    Dönüp geçmişte yaşadıklarıma bir baktım.Allahım,nelerden dolayı depresyona girmişim.Sınavım kötü geçmiş depresyona girmişim,Sevgilimden ayrılmışım depresyona girmişim,üniversiteden mezun olduktan sonra iş aramış ve bir süre bulamamışım depresyona girmişim...Hiç bir şey yokken durduk yere depresyona girmişliğim de var.Bir ara bunu hayat tarzı olarak benimseyip,sözde bohem(!) yaşamaya bile başlamıştım,o halimi sevmiştim,elde rakı,ağızda sigara,şarkı da o dönem patlamış, ''Dipteyim sondayım depreeesyondayııım'' değmeyin keyfime,bir havalara girmişim, ''Kimse beni anlamıyor,bu dünya zalim,kıymet bilen yok'' falan,iyice bir alışmışım,sevmişim depresyonumu..Yani anlayacağınız; depresyondayım ama gururluyum.Sonra çıkınca anladım ki; ben acıklı şarkıları,beni ağlatan filmleri,mutsuz aşk hikayelerini sevmişim hep..Hüzne yakın bir yanım hep vardır kabul ama depresyonu da hayat biçimi haline getirmek olmaz ki..Baktım geçen günlere yazık ediyorum,bir silkelendim kendime geldim,o gün bugündür rahatım..Bir şey canımı çok yaktığında,fırsatım varsa hemen uyuyorum,uyanınca da geçiyor.Yani ben işin kolayını buldum: depresyona girmiyorum,yatağa giriyorum,yorganı kafama çekiyorum ve uyuyorum,sabah yola devam..Şartladım galiba kendimi,işe yarıyor...

    Depresyondaysanız bu elbette iş hayatınızı da etkiliyor.Bir dalgınlık,bir dikkatsizlik ki sormayın.''İki gün izin istiyorum,depresyondan çıkıp geleceğim'' de diyemiyorsunuz..Endişe,kaygı,korku,stres,umutsuzluk vs. Bunlar çalışma verimini düşürüyor,sürekli hatalar yapmaya başlıyorsunuz.Aklınız başka yerde,siz başka yerde,gölgeni dolaşıyor sanki ofiste.Depresyon ofisin ciddiyetiyle bağdaşır mı hiç? Bekleyen işler,bitirilecek raporlar,girilecek toplantılar,görüşülecek müşteriler...İşler sizin depresyondan çıkmanızı beklemez ki,üstünüze gelirler,içiniz sıkışır,depresyona girdiğinize gireceğinize pişman olursunuz,hiç girmeyin daha iyi...

    İçinize kapanmayın sakın,bu sağlığınızı da etkiler.Dışarı çıkın,dostlarınızı bulun,ailenizin desteğini alın,ya da bir süre sessiz kalın,DURUN,her şey olanca hızıyla koşmaya devam etsede siz DURUN.Bazen durmak gerekir.Duygularınızı fark edin,acı çekiyorsanız,acınıza sahip çıkın,o sizin acınız.Bu cümleyi yazarken Fight Club'daki bir sahneyi hatırladım.Belki de bana bu cümleyi yazdıran filmin o sahnesi.Taylor,Jack'in elini asitle yakar,''Bu kimyasal bir yanık,şimdiye kadar hissettiğin tüm yanık acılarından daha fazla canını yakacak'' der.Jack'in canı çok yanmaktadır ve bağırır''Söndür'' diye,Durden Taylor der ki; ''Bu hayatının en önemli anı,bu acı gerçek,bu senin acın,onu hisset ve geçmesini bekle.'' Acı büyük bir tecrübedir...

    Bir dost meclisinin neşesi,hiçbir şey yapmıyorsak da denize bakmanın keyfi,şanslıysak ve aşıksak ve seviliyorsak sevdiğimiz kadar,sevdiğimizin varlığı,geçmişte kalmış olsa da güzel anılarımız ki hepsi bizimdir,hepsini biz yaşadık,rüzgarın esintisi,bir gülümseme tanıdık ya da yabancı,birine iyilik etmiş olmanın verdiği gururlu huzur,biri olmazsa bir diğeri,bunlardan hiç biri olmazsa sadece kendi varlığımıza duyduğumuz inanç ve hayat öldürmek için her şeyi yapsa da içimizde yaşattığımız o kahraman çocuğun umudu...Ne yapıp edip sıyrılmalı bu karamsar ruh halinden,hem de hemen...

    Bildiğim şu: Durumu değiştiremiyorsak da duruma verdiğimiz tepkileri değiştirebiliriz...

    Bunun tek yolu var: KabuL EdiN !!! Başarısız olabilirsiniz,kaybedebilirsiniz,yenilebilirsiniz,terk edilebilirsiniz,yalnız kalabilirsiniz,anlaşılmayabilirsiniz, ''Bunu da mı yaşayacaktım'' demeyin,Yaşayabilirsiniz..Kabul edin,olan olmuştur..Önce kabul edin,sonra hatalardan ders alın,sonra durumu algılayış şeklinizi değiştirin,verdiğiniz tepkileri değiştirin..Şaşırtın herkesi,bu sefer farklı davranın...

    Depresyondaysanız da çıkın, çıkın da evinize gidin hava kararmadan...



    ALINTI
    14/06/2008

    Ey gönül bak bir çevrene



    Bir nefeslik konaktan
    Kimler geldi de göçtü
    Kısacık bir konaklama için
    Kaç gönlü kırdı da gitti

    Rahatı arayıp durduğu handa
    Ne diline hâkim olabildi
    Ne de ellerine dur diyebildi
    Bir anlıktı geldi de gitti

    Nefsinin peşinde koşmaktan
    Kilitler vurup yüreğine
    Azığını elleri ile savurup
    Akıldan dem vurdu gitti


    Hırs ile “Bir ben” diyerek
    Haramla âlemlere yiğitlenip
    Paylaşamadığı koca dünyada
    Bir avuç toprağa tav oldu gitti

    Şimdi sen konaktasın ey gönül

    Bir nefeslik ömrünle
    Ya kilitler açacaksın
    Ya kilitler vuracaksın
    Ya nefsine uyacaksın
    Ya da yüreğinde özüne ineceksin
    Ya bir nefes rahat arayacaksın
    Ya da azığını sağlam tutacaksın
    Ya akıllı geçinip aptallığını yaşayacaksın
    Ya aklını hakkı ile kullanacaksın
    Ya hiçlik mertebesinde yok olmayı bileceksin
    Ya da gerçekten “HİÇ” olacaksın

    Dilşad BATMAZ 

    14/12/2007

    HADİ ANLAT BAKALIM!

    Diye başlayan cümleler bozuyor, hep sessizliği.  Önce objelerden başlıyorsun; kurak, yeşillik yok. Yine susuz diyorsun ve sonuna çamur ekliyorsun. Küçük küçük  evleri ve avlusundaki

    Çocuklardan; bisikleti olmayan, topu rüzgarda (toz fırtınasında) ya uçmuş yada sıcaktan havası inmiş. Aralarında Kürtçe konuşan, Türkçe yi unutmuş yada öğrenmeyi azmetmiş küçük çocuklardan. Bir adamdan  bahsediyorsun saat beşi vururken o soğukta dışarıdaki lavabosundan abdesttini alıp,  namazını eda etmeye çalışan; hamile  olan ama söylemeye çekinen bir eş. Kardeş özlemi hiç çekmeyen bir o kadar çocuktan. Tırnaklı ekmek ve haşlanmış nohut  kahvaltıları bunlar diyorsun. Aaaaa…………. diye şaşıran bir arkadaş bölüyor sözlerini, orda hayat yokmuş diyor. Sen hastahanem diyorsun orda hayat var. Hem de en acısı(!) yetişilmeye çalışılıyor, her gün geç kalınmışlığa. Sonra mağazaları soruyor arkadaş…  senin bildiğin gibi değil her eteğin her rengi var; boyları hep aynı uzun. Marka yok,  zaten burada ona da gerek yok.  Bilmiyorlar ki arayışta olsunlar. Küçük bir yer olmalı! dediğine bakılırsa akşam dışarıda çıkamıyorsun dur diyor?  Zorluk yok ki herkes  hayatından memnun niçin kendilerini eğlendirecek bir şey arasınlar. Burda günler saat beşte sabah namazıyla başlar, selamün   aleykümle devam eder; yatsı namazını eda edip Allah(c.c) rahatlık versin diyip şükürle biter.

    Eeeee……anlat!!!! Yollarınımı at ve motora hizmet için var. Bazen karanlık bastığında (elektrikler kesildiğinde), güneş tam olarak bizi bırakıp gittiği zaman bolkonuma çıkarım, suriye’ye bakarım, siğaramı yakarım, voltmenimi takarım kulağıma. Dalarım Suruç’a. Suruç dedim değil mi geceleri tek ışığı varsa motor, iki ışığı varsa kamyon!!!!!!!!!!!!!!

                                                                                                                               TÜRKAN ÇAKIR

                                                                                                                                   12/12/2007

                                                                                                                                  SAAT:24:38


     

    29/11/2007

    ÇOK ÖZLEDİM




    Senden ayrıldığım ilk gün
    Hatta duyduğum ilk an
    Ta omuzlarımda hissettim
    Hasretin büyüklüğünü
    Hasret ki benzemez
    Dünyanın hasretliğine
    Nasıl dayanayım
    Dağlardan ağır bir yük
    Yokluğun büyük bir ateşmiş
    O gün bugündür
    Ateşler kül oldu da
    Sönmedi hasretin ateşi
    Günler ay, aylar yıl olmuştu
    Yılları düşünemedim bile
    Açılar içinde nasıl yoğrulmuştu
    Gülmeler hep yarımdı da
    Katmerleşmiş di acılar
    O zaman küçücük yüreğim
    Tanıştığı ateşle büyüdü
    Yüreğimde açan her güle
    Bir parça ateş bulaştı
    Aslında senin bırakıp gitmen
    Benimde hayattan gitmem di
    Daha ilk gün özlemiştim seni
    Ama bugün daha çok özledim.
    O zamanlarda da muhtaçtım
    Ama bu gün bir sor ne haldeyim
    Çıkmazlarda kaldım yine yoksun
    Bir saniye olsun duyabilsem nefesini
    Görebilsem gül yüzünü
    Ruhuma bir dem derman olurdu
    Ah babacım, ah !!!!!!!!!
    Niye yoksun
    Neden dermansızım
    Dönemezsin biliyorum
    Ama umutsuzca
    Ben hala acabalardayım
    Akan gözyaşlarıma
    Sızlayan burnuma
    Tıkanan nefesime
    Alıştım da sensizliğe alışamadım
    Canım babacığım

    Dilşad ÇATALBAŞ (BATMAZ)

    ÖZLEMİM


    Ah yine Aklıma düştün biliyor musun?
    Yine içimde bir şeyler eridi, aktı gitti
    Nasıl bir duygudur bu onca zaman oldu
    Seni kaybedeli ellerimden uçuralı
    Ama biliyor musun zamanın hiç bi alakası yok
    Ne zaman ki aklıma düşsen
    Sanki bu gün gibi acı çekiyorum ah diyorum ah!
    Aradan geçen bu zaman içerisinde
    Sana olan ihtiyacım arttı da hiç bitmedi
    Hep bir yerlerde seni aradım
    Sensiz bir hayatı yaşamanın zorluğunda
    Neler oldu neler hiç haberin olmadı
    En önemlisi yuva kurdum anne oldum
    Meleğimi kucağıma aldım seni aradım
    Gözlerimi tavana dikip nefesini hissettim
    Zamanın akışına kapılıp yaşamaya çalışırken
    Hayat telaşı içersinde yoruldum
    Hayatın sıkıntıları içinde kalınca keşke diyorum
    Ah keşke şimdi yanım da olsa
    Hiç konuşmasa bile sadece kolunun altına alsa
    Saatlerce orada masum bir yavru gibi kalsam
    Ya da kısacıkta olsa mutluluğumda
    Gözlerinin içine bakarak paylaşabilsem
    Aslında sadece nefesin dünyalara değer
    Öyle özledim ki seni anlayamazsın
    Hele ki şu çıkmazlarda dolandığım günlerde
    Sadece bir dakika için görebilseydim seni
    Sıcaklığını duyabilseydim sadece bir dakika
    Sahip olduğum tüm dünyalığımdan geçerdim
    Ama biliyorum ki olmaz ve asla da olmayacak
    Bir gün ben sana, sana olan hasretimle geleceğim
    Hayattayken de devalarca söylemiştim
    Yine söylüyorum babacığım seni çok seviyorum
    Seni öyle çok özledim ki hiç kimse bunu anlayamaz biliyorum


    Dilşad batmaz
    23/08/2007

    İçinde Sen Olmayınca

     bu saatte uyanıksam eğer
    gecelerde yıldızlara göz kırpmak için değil
    benliğimden atamadığım sevdana
    bir Samanyolu olabilmek için

    dudaklarım dan bir ses yayılır geceye
    bir sevda şarkısı mırıldanırım kendimce
    neylesin köşkü sarayı içinde sen olmayınca
    yıkık dır gönlümde viran olmuş sevdam

    geceler ben olmuşsa eğer,yalnızlığıma eş
    gönlümü avutmaya bir seda aradığımdandır
    bilirim ki bulamam o sedayı bu gecelerde
    ama yinede seni sever gibi severim
    o sedayı seni bekler gibi beklerim

    dudaklarım dan bir ses yayılır geceye
    bir sevda şarkısı mırıldanırım kendimce
    neylesin köşkü sarayı içinde sen olmayınca
    yıkık dır gönlümde viran olmuş sevdam


    DİLŞAD BATMAZ
     
    15/05/2007

    GERÇEK YÜZÜM

     
     
    Gözlerimden damlayan yaş değil
    Eyvah dolu pişmanlıklar damlıyor
    Ellerimle yıktığım hayatımın nefesleriyle
    Geri dönüşü olmayan keşkeler damlıyor

    Güller açtırıp gülen gerçek yüzüm değil
    Altına acılarımı sakladığım maske gülüyor
    İçi pınar olup çağlayan nefesleriyle
    Elinde oyuncak olduğum yalan hayat gülüyor

    Yerlere basıp dolaşan ayaklarım değil
    Ruhunu kaybetmiş bir beden dolaşıyor
    Diriyken mezarı yaşayan nefesleriyle
    Kefen giysisini arayan bir garip dolaşıyor

    DİLŞAD BATMAZ
    14/05/2007

    Ben okudum sizde okuyun istedim

    Kendi küçük ,derdi dağlardan büyük
    sırtlanmış,ağırlığı omuzlarında
    bir eminlik vardır, edaların da
    yükünden hiç şikayet etmez,
    haya eder, bir an bile seslenmez

    ne gelmişse sevgiliden,razıdır
    tek dileği vardır ,o da sabır dır ,
    sabır bile dilerken, içinden yakan hayadır
    çünkü bilir ki ,derdi veren
    sabrı vermiştir önceden
    bilir ki şerbet tadın da içilir
    zehirde olsa dosttan gelen

    dolunay gibi parlamış simalarda
    sabır ederek rabbine dönenlerin
    ihlas la beslediği iman
    bazen maneviyatın gözlere vuruşu dur
    bazen de çileli yüzde teslimiyet gülüşüdür
    işte bu dur kul olmanın manası
    kalpte ki cevher imanın esrarı

    ey kendini bilmez,
    feryatları bitmeyen arsız nefsim
    sen şikayetlerde ah edip,yanarken
    utanmazsın ,hiç sıkılmazsın
    birde utanmadan olgunluk taslarsın
    inşallah bir gün sende hatanı anlarsın
    sende bir gün kalbine ihlaslı bir cevher koyarsın

    Dilşad Batmaz